TARİHTE BUGÜN İLK DEFA…

TARİHDE BUGÜN İLK DEFA “NERDE O ESKİ BAYRAMLAR” DENDİ

Yer: Ankarada Bir Bayram Sabahı

Tarih: 6 Ekim 1936

Ankara yazdan cıkıyor Ekim ayıyla beraber sonbahar kendini gösteriyordu. Ramazan Bayramın ilk günü (şeker bayramı olduğuda söylenmekte ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı), Afacan bir çocuk bayram harçlığı peşinde büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüyordu bir yandan da memleket meselelerini düşünüyordu. Zira ninesinden dinlediği hikayelerde çocukken yapılan tarlada karga kovma antremanlarının ileride düşmanı kovmada, çalıdan ev yapmanın ülke kurmada faydalı olduğunu öğrenmişti.

Bir rivayete göre çoçuğun harçlık topladığı bayramının Karıncaların genellikle küp şeker bulduklarında kutladıkları Şeker Bayramı Olduğuda Söyleniyor

Bir rivayete göre çoçuğun harçlık topladığı bayramının Karıncaların genellikle küp şeker bulduklarında kutladıkları Şeker Bayramı Olduğuda Söyleniyor. Resim: Şeker Bayramı Yapan Bir Grup Karınca

Enflasyona  pahalılığa inat harçlıklar sabitlenmiş 1 lira olarak geliyor du. Oysa çocuk bayram harçlıklarının serbest piyasada belirlenmesini enfalasyona karşı desteklenmesini hatta bir kısım medyanın ortaya attığı gibi karşılıksız bağış, popülist siyaset malzemesi olarak görülmesinden kurtulması için harçlığın çoçuklara şeker karşılı verilmesi gerektiğini düşünüyordu. Akşam olduğunda artık hasılatı sayma vakti gelmişti çok yorulumuştu heyecanla ceplerini boşalttı bir türk büyüğününde söylediği gibi harçlık krızi ile her alanda mücadale etmeli harçlıkları arttırmak için sadece ekonomik önlemler değil bunu yanında sosyo politik çalışmalara da önem vermişti.

çok geçmeden hasılatın bu sene geçen senekinden bile düşük olduğunu eline fazladan birkaç şekerden başka birşey geçmediğini anlayınca hüzünle ve acıyla boynunu eyip tarihe mal olacak o sözü söyledi..nerde o eski bayramlar

 

 

TARİHDE BUGÜN İLK DEFA “SEN Mİ KURTARACAN BU MEMLEKETİ” DENDİ..

 Tarih: 19/08/1933

Yer: Ankara’da bir cadde

Ağustos ayının sıcağı olgunlaşmıştı. Genç cumhuriyet 10. yılını kutluyor, ilelebet payidar kalacak olmanın mutluluğuyla balolar düzenliyordu. Ankara da simitler, kaldırımlar, bankalar, arabalar, belediye otobüsündeki koltuklar da dahil olmak üzere her şey sıcaktı. (Konuyla ilgili detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler www.meteoroloji.dev.tr/arsiv.19.08.33.aspcxl.html adresine bakabilirler) Kalabalığın sel gibi aktığı koca caddenin en gölge yerinde, simit tezgâhının önünde genç bir adam, müşterisine simitlerin ne kadar taze ve sıcak olduğunu anlatıyordu. O devirde henüz simit sarayları ve gevrek holdingleri kurulmamıştı.

Müşteri, kıyafetinden ve meraklı gözlerinden anlaşıldığı kadarıyla devlet memuruydu. Bunu devlet işinin

İşte O Simitçi

İşte O Simitçi

ağırlığının dayanılmaz etkisiyle yerçekimine yenilmiş omuzlarından da anlayabilirdik. Simitçi, simitlerin birkaç kilometre ilerideki fırından yeni çıktığını, buraya kadar tekerlikli bir arabayla getirdiğini, sıcaktan nasıl bunaldığını, terlediğini, gözeneklerinin tıkandığını, yolda arabanın devrilmemesi için nasıl çabaladığını, nasıl zor ve meşakkatli bir işinin olduğunu anlatırken, memur olduğu tahmin edilen kişi de hevesle onu dinliyor, bir yandan da tezgahtan aldığı simidi yiyordu. Konu konuyu açıyor, simitçi Ankara’nın doğusuyla batısını birbirine bağlayan en stratejik yerinde kendi tezgahının olduğunu, bir çok ünlünün, devlet büyüğünün kendisinden simit aldığını, bunun da sorumluluklarını arttırdığını, simitleri her gün en taze ve tam zamanında tezgahında bulundurmak zorunda olmanın stresini anlatıyordu.

 Bu esnada, memur olduğu tahmin edilen kişi, simitçinin sözüne bir an ara vermesini bekler gibi bir halle atıldı.

– Bilmez miyim üstadım bilmez miyim. İnanır mısın seni en iyi ben anlarım.

Simitçi kulağını kabartmış dinliyordu. Daha empati kelimesinin dilimize girmediği bir çağda, bir devlet memurunun kendisini anlamasından dolayı gözleri dolmuştu.

Memur devam etti.

– Ben çok stratejik bir kurumda (kurum adı verip ülkemizin diğer köklü, güzide, stratejik kurumları rencide etmek istemediğimizden kurum ismini saklı tutuyoruz) çok önemli bir pozisyonda görevliyim.

Simitçi, bir anda karşısındakinin lalettayin bir devlet memuru olmadığını anladı, toparlandı.

Memur, devam ediyordu.

– Ülkenin bütün sorumluluğunu omuzlarımda hissediyorum. Bu stresi tahmin edemezsin.Bir anlık dalgınlık bir anlık zaafiyet telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olabilir. Haaa şunu da söyleyeyim. Ben böyleyim, işime önem veririm, akşamları çalışır, işimi bitirir öyle giderim evime,Cumartasi mesailerini aksatmam” devletin işi bitmez kardeşim” diyenler de var, yok değil.

Simitci onaylar bir tavirla ekledi,

-Bilmez miyim mirim !

Simitçi memuru dinledikten  sonra belki de tarihe altın harflerle yazılacağından, nesiller boyu

Tartışmalı Heykel

Tartışmalı Heykel

aktarılacağından, canlı kalacağından habersiz bir şekilde o veciz cümleyi kurdu: 

– Bırak hocam, yıpratma bu kadar kendini. “Sen mi kurtaracan bu memleketi” dedi.

 Simitçiyi dinleyen Devlet Memuru olduğu sanılan kişi, bu sözden o kadar etkilenmiştir ki, müsteşar yardımcısı olmasını müteakip, Ankara’nın çeşitli yerlerine simit heykeli diktirmiştir o simitcinin beynin kıvrımlarında açtıgı duble yolun hatırasını hep yaşatmak istemiş. Hatta bugün herkesin bildiği, Hitit Güneşi heykelinde geyikleri çevreleyen halkanın aslında Güneş değil onluk simit olduğu bütün dolmuş ve taksi dedikodularında hala sık sık telaffuz edilmektedir.

                                  —*** GERÇEGE KURULMUŞ kuMPas ***—
TARİHDE BUGÜN İLK DEFA “Gitcem Abi Bu Memleketten” DENDİ…
Tarih: 18/07/1942
Yer: İstanbulda bir inşaat
İbrahim Tatlıses’in henüz inşaatta çalışırken keşfedilmediği talihli bir gündü. 1962’nin sıcak bir temmuz ögleden sonrası, İstanbul’da bir inşaat işçisi, harç karma diye adlandıralan işlemi yapıyordu. Bir arkadaşı da elinde hortumla suyu cimento kum karışımının üzerine tutuyordu. Sıcaktan bıkmış olan işci bu işi bir kişinin yapabileciği bir sistem geliştirirse, suyu  tutan arkadaşı ile nöbetleşe harcı karabileceklerini düşünmüştü. Ve işte o anda Newtonun kafasına düşen elma gibi onun da kafasına inşaattan bir tugla düştü. Kısa süren baygınlıktan sonra kimseye bir şey sölemeden yarım kalan harcın başına geçti. Kafasında şimşek gibi çakan fikrini uygulamaya koydu. (Zaten Dünyamıza yön veren büyük icatlar hep tesadüf eseri bulunmuştur. bkz: yoğurdun icadı).
İşte O Tugla

İşte O Tugla

Su borusunun içine bir demir sıkıştırarak karılmayı bekleyen çimento kum yığınına sapladı. Artık sadece suyun yerini değiştirmek gerekiyordu. Böylece bir işçi dinlenirken diğeri harcı karabiliyordu. Ancak bu çığır açan buluşun önemini anlamayan müteahhitin hemşehrisi olan ustabaşı şöyle bağırdı:

-Ne o len! Yatmanız için mi para veriyoz size, ikiniz beraber karacaksınız.  

Bunun üzerine bu muthiş icadın sahibi olan işçi daha  fazla dayanamamış;

– Zaten bu memlekette bilimin ve sanatın yanında kimse yok, siz ne anlarsınız teknikten, ilimden, fenden. Bu ülke zaten ne zaman kendi çocuklarının kıymetini bildi ki anasını satayım?! Milli takımda bile yabancı hocalar çalışıyor, devşirme oyuncular oynuyor. Gitcem abi bu memlektten…. demiştir.

Reklamlar

TARİHTE BUGÜN İLK DEFA…” üzerine 5 yorum

  1. Her simit yediğimde,her ısırığımda bu olayı anımsayacağım ve yaşlı gözlerle Memleketim için birşeyler yapmaya çalışacağım…

  2. Gitcem abi bu memleketten başlıklı haberdeki devlet memurunun asıl unvanını açıklamak istiyorum ve böylece 70 milyon Türkiye devletin asıl yükünü çeken unvanlı devlet memrlarının kim olduğunu bilsin. omuzlarındaki yükün ağırlığıyla her lahza nasıl sıkıntı çektiklerini 70 milyon bilsin. ve hala maalesef bu unvana devlet tarafından özlük hakları verilmeniştir.bu unvanı kamuoyuyla paylaşmanın haklı mücadelelerine büyük katkı sağlayacağına eminim.
    olayımızda geçen devlet memurunun asıl unvanı:

    GELİR UZMAN YARDIMCISI

    DAEGUYD (Devrimci Anti Emperyalist Gelir Uzman Yardımcıları Derneği)

  3. Arkadaşım iyi güzel hoş da “gitcem abi bu memleketten” adlı yazıda devlet memuru yok ki ?

    devrimciler devirelim derken devrilmesinler

    imza: bir dost

  4. Bir dost Özeline bak

  5. ay o ne öyle ya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s